Paylaşım Savaşının Yeni Evresi

Zafer Onat

G20 Liderler ZirvesiDün (24 Kasım 2015) sınırı ihlal ettiği gerekçesiyle Rus savaş uçağının Türk savaş uçakları tarafından düşürülmesi tüm dünya halklarını doğrudan ilgilendiren ve üzerinde acil olarak durulması gereken bir ara durak. Öncelikle yaşadığımız sürecin kapitalizmin içinden geçtiği yapısal krizin bir sonucu ve küresel düzeyde, uzun erimli bir paylaşım savaşı olduğunu tespit etmemiz gerekiyor. Tüm enternasyonalist güçlerin bugün Suriye’de yoğunlaşan paylaşım savaşının geldiği aşamayı öncesi ve olası sonuçlarıyla birlikte değerlendirmesi, küresel paylaşım savaşının içinde değil ona karşı devrimci bir politikayı nasıl geliştireceklerini tartışması gerekiyor.

Seçimlerden önce sol içerisinde önemli bir kesimin ileri sürdüğü; savaş politikalarının temel nedeninin AKP’nin iktidar hesapları ve Erdoğan’ın hırsları olduğu şeklindeki tezlerin geçerliliği olmadığı ortaya çıktı. Seçim sonrasında içeride Kürt ulusal hareketi ile uzlaşma çabası hala geliştirilmedi, operasyonlar şimdilik tam gaz devam ediyor ve Türkiye’nin Suriye’ye dönük müdahaleleri hız kazandı. Gerek PKK ile ateşkes, gerekse Suriye’ye yönelik hamlelerinde Türkiye egemen sınıfının özgün çıkarları olduğu muhakkak olsa da tamamen bağımsız bir siyaset izlediğini söyleyemeyiz. Türkiye’nin Rus uçağını düşürmesi Türk egemen güçlerinin; Suriye’ye dönük saldırgan politikalarının, dozajı artarak, devam edeceğinin göstergesi ancak bu NATO’nun isteği veya en azında rızası dışında gerçekleşmiş olamaz. Yaşananları NATO’nun Türkiye’yi cepheye doğru sürmesi, Türkiye’nin de bu misyonu hevesle sahiplenmesi olarak görmek daha doğru. Rusya’nın G-20 Zirvesi’ndeki açıklamaları ve Bayır-Bucak bölgesine ilişkin bu olay öncesindeki gelişmeler de düşünüldüğünde yaşananın, tırmanmakta olan gerginliğin kaçınılmaz sonucu ve işin görünen yüzü olduğu anlaşılıyor. Ayrıca ABD (ve dolayısıyla NATO) kanadından yapılan açıklamalar Türkiye’nin arkasında duracaklarını gösterdi. Dolayısıyla Rus uçağının düşürülmesinin, Rusya’nın Suriye’de etkinliğini arttırılması karşısında gelen bir NATO hamlesi olduğunu söyleyebiliriz. Müdahale eden Türkiye değil NATO ve yaşanan yerel bir çatışma değil, küresel düzeyde devam eden emperyal paylaşım savaşının bir parçası.

Suriye krizinin ortaya çıktığı 2011’den ve öncesinden bu yana meselenin özü değişmedi. Bir tarafında ABD-İsrail ve AB ülkelerinin, diğer tarafında ise Rusya ve Çin’in başını çektiği iki emperyalist bloğun kendi çıkarları doğrultusunda izledikleri politikalar bölgeyi içinden çıkılması imkansız hale gelen bir kaosun içine soktu ve bugün bu kaos giderek yayılıyor. Yereldeki aktörler ise kendi yerel/ulusal çıkarları doğrultusunda bu çatışmada yerini aldı. Bir tarafta İran, Suriye Rejimi, Irak Merkezi Hükümeti, diğer tarafta ise Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi bu bloklar içersinde kendi çıkarları doğrultusunda yer aldı. Aynı blok içerisinde saydığımız devletlerin çıkarlarının birbiriyle mutla olarak örtüştüğünü söyleyemeyiz elbette ancak hali hazırdaki saflaşmaların genel olarak bu şekilde olduğu söylenebilir.

Sahada ise ulusal ve mezhepsel temelde konumlanmış aktörlerin pay kapma çabası sürüyor. Bir yanda ülke nüfusunun %12’sini oluşturan Arap Alevileri ve %10’unu oluşturan Hristiyanlar’ın desteklediği Esad rejimi diğer tarafta nüfusun sadece %7’sini oluşturan Kürtleri temsil eden PYD/PKK bulunuyor. Esad rejimi karşısında 2011’de başlayan isyan, Sünni Arapların ülkenin büyük çoğunluğunu oluşturmasının sonucu olarak kısa sürede mezhepsel bir çatışmaya dönüştü ve dışarıdan gelen “tecrübeli cihatçıların” da etkisiyle Sünni Araplar önce El Kaide ve El Nusra gibi çetelerin ve nihayetinde Irak’ta Musul’un ele geçirilmesiyle ivmelenen biçimde IŞİD etrafından birleşti. ABD’nin müttefikleri Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan’ın desteklediği, Musul’un ele geçirilmesinin ardından ABD’nin ve Irak ordusunun silahlarını alan IŞİD özellikle 2014 yılından itibaren Suriye’nin büyük bir çoğunluğunu eline geçirmeye başladı. Bu durumu kısmen de olsa yavaşlatan Kobane direnişi oldu.

Bugün bölgenin diğer önemli aktörü ise PKK/PYD’dir. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (Barzani Ailesi) ile aralarında çelişkiler olmakla birlikte hem Barzani hem de PKK’nin Kürt halkı nezdinde önemli karşılıkları bulunduğu düşünüldüğünde, bu iki gücün birbirinden tamamen bağımsız düşünülmesi mümkün değil. Ancak PKK’den farklı olarak Barzani çizgisinin stratejik çıkarları ABD-İsrail’e tümüyle bağlı durumda. Buna karşın PKK/PYD’nin nispi bağımsızlığından söz edebiliriz. Bu onlara esnek davranabilme imkanı vermektedir.

İç savaşın başlamasının ardından PYD/PKK gerek Rusya (ve Esad) gerekse ABD (ve ÖSO) tarafından bugün olduğu derecede muteber bir muhatap olarak kabul görmemiştir. Çözüm süreciyle paralel olarak Salih Müslim defalarca Türkiye’ye geldiyse de Kürtlerin Esad gittikten sonrası için özerklik başta olmak üzere pek çok talebi kabul görmemiş ve bu durum Kürtlerin Esad’la savaşmamayı tercih etmesine neden olmuştur. Esad da bu tercihten önemli avantaj sağlamış ve Rojava bölgesinden askeri güçlerini çekmiştir. Kürtlere avantaj sağlayan diğer bir husus ise PKK ile TC arasında çatışmasızlık sürecinin başlamasıdır. Bu sayede PKK güçlerinin önemli bir kısmını Rojava bölgesine kaydırma şansını elde etmiştir. Sonuç olarak PKK/PYD sekter ve pragmatik politikalarıyla bölgede tartışmasız bir güç, gerek Rusya gerekse ABD açısından önemi giderek artan bölgesel bir aktör olarak kabul görmüş, özellikle Rojavayı elinde tutarak ve IŞİD’e karşı savunarak rüştünü ispat etmiştir.

PKK ile çatışmasızlık ve Türkiye’deki Kürt ulusal hareketinin sistem içine çekilmesi Türkiye’nin çıkarına olsa da Rojava’daki oluşum Türkiye egemen sınıfının çıkarlarıyla çelişmektedir. Diğer yandan ABD-Rusya çatışmasının bölgesel karşılığı Sünnilik ve Şiilik (ve Alevilik) ekseninde cepheleşme halini almıştır. ABD’nin İran karşısında bölgeyi Türkiye önderliğinde şekillendirme politikasının değiştiğini gösteren herhangi bir emare bulunmamaktadır. Türkiye uzun süredir –kendine verilen rolü fazlasıyla sahiplenerek- Sünnilerin hamisi pozisyonunu sürdürmeye çalışmaktadır. Yani PYD/PKK ve Esad karşısında konumlanan güçleri desteklemek AKP’nin (yada Erdoğan’ın çılgın dış politikalarının ürünü değil) Türkiye egemen sınıfının konjonktüre bağlı çıkarları gereğidir ve bu çıkarlar ABD’nin başını çektiği bloğun çıkarlarıyla genel anlamıyla örtüşmektedir.

Buradaki temel çelişki PKK’nin Türkiye içerisinde askeri bir güç olarak varlığını sürdürme isteğidir. PKK güçlerinin Barzani’nin kontrolündeki ve TC hakimiyetindeki topraklarda değil Rojava’da ve Suriye’de bulunması ABD’nin çıkarlarına daha uygun gözükmektedir. Ayrıca her şeye rağmen ABD için militanlarının büyük bir çoğunluğu gönüllü yoksul emekçilerden oluşan, profesyonel olmayan, sosyalist politik söylemlere sahip olan ve Türkiye gibi askeri kapasitesi yüksek, bir sadık NATO üyesi ile çelişkileri bulunan PKK/PYD yeterince güvenilir değildir. PKK/PYD’nin elindeki koz ise Rusya ile ittifak kurabilecek olmaktır. 2011 sonrasında bu olasılığın göz ardı edilerek PKK/PYD’nin taleplerinin karşılıksız bırakılması bugün büyük olasılıkla Esad’ın ayakta kalabilmesine olanak tanıyan önemli etkenlerden biriydi.  IŞİD’in “Yenilmez Vahşiler Ordusu” imajını yıkan PKK/PYD ile TC arasında dengeli bir politika izlemenin ve aralarında barışı sağlamanın ABD’nin başarısında önemli bir etkisinin olacağını söyleyebiliriz.

Bu genel çerçeve dahilinde Rus uçağının düşürülmesi noktasına gelen gerginliğin arkasında; Rusya’nın Suriye’ye müdahale etmeye başladığı Ekim ayından bu yana Esad güçleri mevzi kazanması, cihatçı örgütlerle olan petrol ticaretinin sekteye uğraması,  gibi sebeplerin olduğu. Petrolün IŞİD’in en önemli gelir kaynağı olduğu ve satışın Türkiye üzerinden yapıldığı ifade ediliyor. Başta söylediğim gibi bu müdahalenin NATO’dan bağımsız biçimde olamayacağı da Rusya’nın uçağının düşürülmesini ve pilotunun öldürülmesini karşılıksız bırakmayacağı da açık. Diğer yandan bu durumun Rusya’nın planlarını gerçekleştirmesi için elini güçlendirdiği de ifade ediliyor. NATO ve Rusya’nın bu derece olmasa bile askeri olarak karşı karşıya gelme riskinin oluştuğu son durum Ukrayna’da yaşandı. Toplumsal kalkışma ile faşistlerin önderliğinde Ukrayna batıya angaje oldu ancak Rusya’nın Kırım’ı ilhakı engellenemedi. Rusya’nın NATO’nun cephe ülkesi olan Türkiye’ye doğrudan bir askeri müdahalesi şu aşamada kolay gözükmüyor ama ekonomik/siyasi yaptırımlar ciddi iç problemlere yol açabilir, diğer yandan Suriye’ye dönük müdahaleyi yoğunlaştırabilir, PYD/PKK’ye ellerini kuvvetlendirecek düzeyde destek sağlayabilir. Öte yandan Rus uçağının düşürülmesi NATO’nun daha kapsamlı bir askeri operasyonunun işareti de olabilir.

Onlarca değişkenin olduğu Suriye krizinde, yaşanan karmaşada, kısıtlı bilgi kaynaklarıyla yapılacak analizlerde yanılma payı elbette vardır. Son yaşanan süreçte Türkiye’nin NATO’yu oldu bittiye getirdiği, bölgenin istikrarının hiçbir aktör tarafından istenmediği vb. senaryolar üretilebilir. Ancak Ukrayna ve Mısır krizleri gibi hızlı sonuçlanmayan Suriye krizinin, Irak işgalinin yarattığı sorunlarla da birleşerek karmaşıklaşacağı, derinleşeceği, içinden çıkılmaz bir hal alacağı sonucu değişmiyor. Bugün ancak mevcut durumu gözlemleyebildiğimiz kadarıyla sonuçlar çıkarmaya çalışıyoruz. Söz konusu kaotik ortamda ittifaklar dağılabilir, yeniden şekillenebilir, beklenmedik gelişmeler yaşanabilir. Neler yaşanacağını, kimin ne “kazanacağını”, ittifakların, ülkelerin iç dengelerinin bundan sonra nasıl şekilleneceğini şimdiden öngörmek kolay değil. Başta bölgede yaşayan bizler olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki emekçi kitlelerin pek çok şey kaybetmesi, sorunların üzerine yenileri (Savaşın farklı bölgelere yayılması, mülteci sorunu, ırkçılığın daha da artması v.s.) eklenerek büyümesi güçlü olasılık olarak gözüküyor.

Sonuç olarak zaman ilerledikçe bizler için söyleyeceklerimiz, önereceklerimiz giderek daha umutsuz dilekler haline geliyor. Görünen Türkiye artık paylaşım savaşının destekleyicisi veya uzak aktörü değil aktif bir parçası/cephesi haline gelmiş durumda. Savaş koşullarında milliyetçilik zehri daha kolay yayılacak, korkuların düşüncelere hakim olmasıyla “vatan savunması” gibi basit çözümler daha kolay karşılık bulacaktır. Savaşa ve bulunduğumuz topraklarda egemen olan ulus devletin politikalarına enternasyonalizm temelinde güçlü biçimde karşı çıkmak zorundayız. Biz Türk Devletinin politikalarına karşı mücadele ederken Irak, İran, Rusya, ABD, AB ülkeleri ve diğer ülkelerde yaşayan sınıf kardeşlerimizi de aynısını kendi devletlerine karşı yapmaya davet etmek hakkımız ve görevimizdir. Bunu yaparken en büyük eksikliğimiz gerek bulunduğumuz yerlerde, uluslararası düzeyde yeterince örgütlü olmamamız, sınıf örgütlerinin farklı ulusal ve mezhepsel kamplara göre konumlanmış olmasıdır.

Önümüze devrimci alternatif oluşturma hedefini koymadığımız ve bunun için gerekli ve uygun bir örgütlenme biçimlerini oluşturmadığımız her gün bunu yapabilme ihtimalimiz giderek azalıyor.  Öncelikle emperyalist bloklar ve bunların yerel/bölgesel uzantıları arasında konumlanmaktan vazgeçmek zorundayız. Giderek büyüyen ve yayılan savaşa karşı nasıl bir ara çözüm oluşturabileceğimize, göçmen sorununu bu sistem içerisinde nasıl çözebileceğimize, ekolojik yıkımın kapitalist yağmacılıkta nasıl düzelebileceğine dair gerçekçi inandırıcı hiçbir açıklama yok. İnsanlık ya sınıflı toplumsal düzeni aşacak yada kapitalizmin insanlığı sürüklediği barbarlık içinde yok olacak. Dünyanın her yerinde sağ radikalizm yükselirken, egemen bloklar arasında pozisyon alan, mevcut olanı muhafaza etme, savunma refleksinin ve kısmi iyileştirmeler talep etmenin ötesine geçmeyen bir anlayışın durumu kavrama ve çözme imkânı bulunmuyor. İslamcı sağ radikalizmin yükselmesinin Filistin sorunundan, ABD’nin Afganistan’ı ve Irak’ı işgalinden ve 2005 yılında Paris banliyölerinde isyan eden yoksul göçmenlerin sorunlarından, Avrupa’daki ırkçılığın artmasından, rejimlerin giderek otoriterleşmesinden, katlanarak büyüyen mülteci krizinden ve diğer onlarca sorundan bağımsız düşünemeyiz. Ve tüm bunları kapitalizmin kaçınılmaz olarak yarattığı sorunlar olarak kapitalizm ortadan kalkmadıkça artarak var olmaya devam edecektir. Bu gidişatı durdurabilmenin tek yolu gidişatı aksine çevirebilmek.

Bu yazıyı paylaşın:Email this to someoneTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on TumblrShare on RedditPrint this page

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

90 Cevaplar

  1. VefFunc dedi ki:

    cash advance loans online – https://onlineloanbadcreditloanegrv.org/cash advance loan [url=https://onlineloanbadcreditloanegrv.org/]online cash advance[/url] ’

  2. Bfrfvvdrady dedi ki:

    online payday lenders fast payday loans payday loans [url=https://fastcashloantrrh.org/]payday advance loan[/url] ’

  3. Vercspive dedi ki:

    cheapest insurance cars – https://cheapestcarinsurancenil.org/ the cheapest auto insurance [url=https://cheapestcarinsurancenil.org/]find the cheapest car insurance[/url] ’

  4. Svfmazy dedi ki:

    payday loans online payday loans and no credit check online payday loans no credit check [url=https://carinsuranceghn.org/]texas title payday loans[/url] ’

  5. DcwaBix dedi ki:

    safe auto insurance company best car insurance company best car insurance companies [url=https://carinsurancecompaniesrtbr.org/]auto insurance companies[/url] ’

  6. VerdDut dedi ki:

    cheapest insurance for cars cheapest insurance for cars cars with cheapest insurance [url=https://cheapestcarinsurancenil.org/]the cheapest car insurance[/url] ’

  7. Cervzoop dedi ki:

    best car insurance students – https://bestcarinsuranceajn.org/ best car insurance rates in [url=https://bestcarinsuranceajn.org/]best car insurance rates[/url] ’

  8. DjjaBix dedi ki:

    insurance auto auction insurance quotes for cars ameriprise auto and home insurance [url=https://comparecarinsurancerfgj.org/]compare auto insurance[/url] ’

  9. Cccvbdrype dedi ki:

    car insurance quote affordable car insurance cheapest car insurance [url=https://affordablecarinsurancenax.org/]online car insurance quotes[/url] ’

  10. Plibiowl dedi ki:

    viagra price – http://genericviagraceaonline.com/ cheap viagra [url=http://genericviagraceaonline.com/]viagra price[/url] ’

  11. Poslldrady dedi ki:

    cash in advance – https://repsmallloansonlinepaydayloan.org/easy payday loan online [url=https://repsmallloansonlinepaydayloan.org/]quick bucks payday loan[/url] ’

  12. GrvddCync dedi ki:

    small loans bad credit – https://loansbadcreditthun.org/quick personal loans bad credit [url=https://loansbadcreditthun.org/]loans bad credit[/url] ’

  13. Pdclibiowl dedi ki:

    personal installment loans poor credit – https://installmentloanertj.org/ installment loans no credit check [url=https://installmentloanertj.org/]bad credit personal installment loan[/url] ’

  14. Vedrctymn dedi ki:

    online payday loans – https://onlinepaydayloanstbb.org/online payday loans direct lenders [url=https://onlinepaydayloanstbb.org/]online payday loan[/url] ’

  15. VewsDut dedi ki:

    payday cash advance cash advance payday loan payday loan cash advance [url=https://cashadvanceonlinetfj.org/]cash advances payday loan[/url] ’

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik amaçlı soruyu cevaplayınız: *